Albüm: Ozan Doğulu – 130 BPM Allegro
-
26 Ağu 11
-
1 Comment
Ozan Doğulu’nun ilk konsept albümü “130 BPM” çok beğenilince, ilkiyle bağımsız bir devam albümü geldi. “130 BPM Allegro” ismini taşıyan yeni albümü için müzikseverler haklı bir heyecan içerisindeydi. Lansman konserine gidip, daha ilk dinlemede herkes favorisini buldu. Peki sonradan iki kısıma ayrılan albüm gerçekten o kadar iyi miydi?
-Açılış şarkısı bir Sezen Aksu klasiği “Gidiyorum”. Düzenleme daha dolu olabilirmiş. Bu tarzda trance sample’ı ve saksafon doğru kullanılmış fakat şarkının temposu, ses tonu dolayısıyla o kadar ağır aksak ilerliyor ki iç bayıcı bir hal alıyor, olmamış.
-İlk şarkının devamı gibi başlayan “Petrol”ün düzenlemesi alaturka bölüme kadar tamamen boş ve Ajda Pekkan’ın yorumu kötü. Sesin o kadar önde olması kulak tırmalayıcı bir hal alıyor. Tempo inanılmaz düşük, enerjisiz. O yüzden ses tonu da o derece kalın. Şarkının özü bu değil. Dans ettirmesi gereken yerde, ayakta salınma şarkısı olmuş. Nakarattaki sinir bozucu, apaçi melodiyi hiç hesaba katmıyorum bile. Electropop, vocal house, funky olabileceği yerde çok yazık olmuş.
-Albümün yeni şarkılarından progressive tarzdaki “Kalp Kalbe Karşı” bir Kenan Doğulu şarkısı. Albümün eli yüzü düzgün şarkılarından biri ama hit değil.
-Sözleri Yalın’a, müziği Ozan Doğulu’ya ait çıkış şarkısı “Daha” nakaratıyla aklımıza ve dilimize takılıyor. Albümdeki en özenli şarkı olduğu kesin! Fakat çıkış şarkısı olacak kadar eğlenceli ve iddialı değil.
-İlk albümün çıkış şarkısı “Alain Delon” ile kazanılan büyük başarının albümün satışında da büyük etkisi olmuştu. Sıla vokali ve şarkısı olmasının etkisi vardı. Bu albümde “Alain Delon” şarkısının devamı olabilecek tek şarkı var, o da “Aşkistan”. Atiye’nin okumasının pek yeterli olmadığı, sözleri Deniz Erten’e, müziği Ozan Doğulu’ya ait şarkıdaki Hint ezgisi, Türk kafası, eğlenceli sözleri ve müziği ile diğer şarkılardan bir adım önde.
-Tam da Teoman’ın müziği bırakmasından sonra son şarkılarından biri olarak hatırlanacak “Koy Koy Koy” cover’ı gayet güzel olmuş. “We No Speak Americano” havası da var. Daha ne olsun.
-Bir an evvel bitmesi için sabrettiğiniz 1 dakikalık yaylı introsu ile albümün konseptine uymayan ve electro beat olmasa tamamen Türk Sanat Müziği şarkısı olacakmış dediğim “Kahır Mektubu” şarkısını kurtaran Sibel Can yorumu olmuş. Albümün yaş olarak gençlere hitap ettiği açık. E gençlere TSM sevdirilsin gibi bir amaç güdülmediği ortada. Genele hitap etmek adına albüme eklenen bir şarkı olmaktan öteye gidememiş.
-Orjinal düzenlemesine sadık kalınarak yeniden düzenlenen “Yazmışsa Bozmak Olmaz” Murat Boz yorumuyla can bulmuş. Zaten iyi bir şarkı olmasının da etkisinden olsa gerek, albümün öne çıkacak bir diğer şarkısı. Olmuş.
-Onno Tunç bestesi “Müptelayım Sana” vocal house tarza gidebilecek bir şarkı değil ama gitmiş. Gitmiş ama dans ettirmez. İddiası yok. Harun Kolçak’tan dinlerken hiç böyle eller havaya moduna sokulacak gibi durmuyor. Sonuçta şarkının duygusu gitmiş. Zorlama olmasının da etkisinden olsa gerek Ziynet Sali yorumlu şarkıyı hemen atlıyoruz.
-Okan Bayülgen’in vokal olarak seçilmesi, Barış Manço’nun hatırlanması bakımından “AYI” şarkısının albümde yer alması proje dahilinde yapılmış en akıllıca şey! Electropop düzenleme de gayet iyi. Kliplenmez ama kulüplerdeki etkisi çok büyük olacaktır. Şarkının sonundaki süpriz, çok tatlı bir “hidden track” olmuş.
Genel olarak değerlendirirsem, yarısı olmamış bir albüm. Ozan Doğulu’nun bu albümü ortaya koymasındaki en büyük etken, onun gözünden şarkıları dinlememiz olmalıydı. Albümün konseptinde hem her yerde herkese hitap etsin, hem de kulüp dinleyicisini yakalasın istendiğinde işler karışıyor. Tabi, bu şarkılar tamamen akustik de yapılabilirdi. Ama pop, electropop, dance, vocal/electro/progressive/tech house türlerinde bir club albüm yapılmış. Allegro’nun albüm ismi olarak seçilmesiyle, anlamı bakımından tempo olarak 120 BPM’e inilebileceği anlaşılsın istenmiş fakat temposu düşük şarkıların enerjisi de düşük olmuş. Durum böyle olunca albüme olan bakış açımızı da değiştirdi. Konsept olarak David Guetta ya da Timbaland örnek alındıysa, en az onlar kadar özenli bir iş çıkarılmalıydı. Cover şarkılara yapılan yeni düzenlemeler kesinlikle yeterli değil! Daha çok 90′larda yapılmış remixlere benzemiş. Dans amacına hizmet etmekten çok, ‘şu da olsa olur’ şeklindeki şarkı seçimleri ‘bir iyi bir kötü’ şeklinde gitmiş. Kısacası biraz hayal kırıklığı.
Demoralize olmasını istemediğim Ozan Doğulu, Türkçe müzik piyasasında işini en düzgün şekilde yapan prodüktörlerden biri. Umuyorum ki bu hatalara albümün 2012′nin ilk çeyreğinde yayınlanacak ikinci kısmında düşmeyecektir.
-
aşkıyari

